Yapı dünyasının, daha doğrusu inşaat sektörünün hangi alanında olursa olsun; yaşadığımız dijital dönüşüm çağında inşaat firmaları, kendi ihtiyaçlarına en uygun ERP programını, bir başka deyişle iş süreçlerini yönetmek üzere kullanacakları en uygun yazılım çözümünü araştırıp seçmelidir.
Bizler de Yapıtaşı Bilgi Teknolojileri olarak, yirmi yılı aşan deneyimimizle inşaat firmalarının bu ihtiyaçlarına yanıt verebilmek üzere hem geliştik hem de çözümlerimizi geliştirdik.
20 yıl önce, bir inşaat firmasının ERP söylemiyle olmasa dahi; projelerini, şantiyelerini, maliyetlerini, malzeme hareketlerini, taşeronlarını, personelini ve makine parkını izlemek adına ihtiyaçlarını dile getirmesi ve bu ihtiyaçlara karşılık gelecek en ideal yazılımı bulmak için bizlerle buluşması çok daha kolaydı. O dönemde asıl kritik olan, bu ihtiyaçların kurumsal bir talep haline getirilebilmesiydi.
Bu talep oluştuğunda bizler, Yapıtaşı olarak çözümlerimiz ve uygulamalarımızla firmalara daha net yol haritaları sunabiliyorduk. O dönemlerde gerek global ERP sağlayıcılarının yerel çözüm ortaklarında gerekse yerel yazılım geliştiricilerde, sektörel uzmanlıktan ziyade ana hatları belli bir ürün sunma yaklaşımı hakimdi.
Dolayısıyla Yapıtaşı Bilgi Teknolojileri olarak; bir inşaat, taahhüt, gayrimenkul ya da proje yönetim firmasıyla bir araya geldiğimizde, sektörün diliyle birebir örtüşen ürün ve hizmet modelimizi ortaya koyuyorduk.
O dönemde “XYZ ürün grubuna uyumlu olsun” ya da “ABC teknolojilerini kullansın” gibi talepler daha çok bilgi işlem birimlerinden gelirken; asıl iş süreçlerini yürüten departmanlar, faaliyetlerine doğrudan katkı sağlayacak kriterleri önceliklendiriyordu. Zaman içinde bu yaklaşımların ve ortaya konulan birçok ürün seçeneğinin ortadan kalktığını gördük. Hatta bir dönem önemli görülen pek çok teknoloji kriteri de ilgili teknolojilerle birlikte yok olup gitti.
Kimi zaman karşımıza çıkan “İhtiyacımıza uygun yazılımı kendimiz geliştireceğiz” yaklaşımı da zamanla fayda-maliyet dengesi içerisinde anlamını büyük ölçüde yitirdi.
Günümüzde ise gerek global teknoloji sağlayıcıları ve yerel çözüm ortakları gerekse yerel yazılım geliştiriciler; müşteri ihtiyaçlarının sınıflandırılması ve sunulan ürünlerin bu sınıflandırmaya göre şekillendirilmesi gerektiğinin farkına varmış durumdadır.
Ancak bu durum, inşaat firmalarının karşısına çıkan seçeneklerin ve bu seçeneklerin kendilerini öne çıkarmak için kullandığı argümanların aşırı artmasına neden olmuştur. Ortaya çıkan bu yoğun bilgi yumağı, doğru çözüme ulaşmayı zorlaştırmaktadır.
Planlı ve sistematik bir araştırma yapılmadığında, firmalar birkaç hafta içinde inceledikleri ürünleri birbirine karıştırabilmekte ve çoğu zaman en ucuz ya da en çok öne çıkan sağlayıcıya yönelmek zorunda kalmaktadır.
Yakın dönemde ise ürün arayışlarında kullanılan dilin daha slogan odaklı ve yüzeysel hale geldiği görülmektedir. Örneğin, “Bu sistemde yapay zekâ var mı?” sorusu bunun en güncel örneklerinden biridir. Daha önceki dönemde ise “Bulutta mı, web tabanlı mı, mobil mi?” ya da “No-code mu, hangi programlama dili kullanılıyor?” gibi, çoğu zaman tali nitelikte olan sorular ön plana çıkabilmekteydi.
Gelinen noktada; son on yılda yazılım endüstrisine yapılan yatırımlar, sağlanan teşvikler ve fonların etkisiyle ortaya çıkan çok sayıda girişim (startup) ve Ar-Ge yapısı bu tabloyu önemli ölçüde etkilemiştir. Bu hızlı büyüme, pazarda yoğun bir rekabet oluştururken; bu yapıların büyük bir kısmı kalıcı bir müşteri kitlesine ulaşamadan ortadan kaybolmaktadır.
Bu durum ise zamanla ürün ve bilgi kirliliğine yol açarak, çözüm arayan işletmeler için adeta bir kakofoni ortamı yaratmaktadır.
Peki, inşaat firmaları bu karmaşıklık karşısında nasıl hareket etmelidir?
Öncelikle, ister global bir ürünün yerel çözüm ortağı olsun ister yerel bir yazılım geliştirici; karşılarında gerçekten bir yazılım üreticisi olup olmadığı araştırılmalıdır. Firmanın kuruluş tarihi, kurucuları, ekibi ve müşteri portföyü gibi temel bilgiler mutlaka incelenmelidir.
Bu inceleme yalnızca yüzeysel kalmamalı, mümkünse referanslarla doğrulanmalıdır. Zira güçlü görünen tanıtım sayfaları, görseller ve videolar; her zaman arkasında güçlü bir kurumsal yapı olduğu anlamına gelmeyebilir.
Benzer şekilde, yüksek iddialı sloganlarla karşılaşılsa bile; firmanın gerçekten geçmişte var olup olmadığı, sunduğu ürünün yıllar içindeki gelişimi ve mevcut müşteri ilişkileri detaylı şekilde sorgulanmalıdır.
Bir firmanın yeni olması, ürününün tercih edilmemesi gerektiği anlamına gelmez. Ancak anlatılan ürün hikayesinin gerçekliğinin teyit edilmesi, basit ama kritik bir değerlendirme kriteridir.
Siz de firmanıza uygun bir sistemle tanışmak için hemen bizimle iletişime geçebilirsiniz.
English